Tarihten Kesitler / Duraklama ve Gerileme dönemi ıslahatnameleri

Gönderen: admin   Tarih: 2008-01-19 20:09

Paylas |
DURAKLAMA VE GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATNAMELERİ

Devlet düzenindeki aksaklıkların çözüm yollarını göstermek için çeşitli devlet adamları raporları yani ıslahat risalelerini kaleme almışlardır. Bunlara belirttiğimiz gibi Islahatname, ıslahat risalesi ve ıslahat layihası denir. Ayrıca nasihatname veya siyasetname kitapları olarakta bilinir.

16.YY. ISLAHATNAMELERİ

Devlet düzenindeki bu tür aksaklıklara dair ilk kitaplar 16. yy.ın sonlarında yazılmıştır. Şehzade Korkut’un Risalesi bu alandaki ilk risaledir. Kanuninin veziri azamı Lütfi Paşa vezirlere rehberlik etmek devlet adamlarına yardımcı olmak ve devlet düzeninde meydana gelen bozuklukları anlatmak için bir ASAFNAME isimli bir eser kaleme almıştır. Müellif eserin başında kendi hayatını anlattıktan sonra vezir-i azamların vasıfları yetkileri ve padişah ile devlet adamlarının halka nasıl davranması gerektiğini kara ve deniz seferlerinin önemini ve bu seferlere nasıl hazırlanılması gerektiğini hazinenin önemini reayanın korunmasını seyit ve şerifler gibi imtiyazlı zümrelerin durumunu anlatmaktadır. Asafname Osmanlı devlet yönetimiyle ilgili eserlerdendir.

Yanlışlıkla 17.yy.a tarihlendirilen ancak 16. asrın ortalarında kaleme alınan Kitab-u Mesalihi’l Müslim’in ve Menafi’il Mü’min isimli eserde bu yüzyılın önemli ıslahatnamelerindendir. Müellifi büyük ihtimalle ilmiye kökenli olmakla birlikte kim olduğu tespit edilememiştir. Müellif eserinde ilmiye sınıfı ehli örf mali ve sosyal konular ile kâtiplerle ilgili görüşlerini kaleme almıştır. Yine eserde İstanbul’da çıkan yangınlardan toplumun farklı kesimlerinin nasıl giyinmesi gerektiğine kadar oldukça değişik konular üzerinde durmaktadır. Müellif “ Kanun-u Kadimi” birçok ıslahatname yazarından farklı ele almakta ve zamanın şartlarına göre Kanun-u Kadimin hükümlerinde de değişiklik yapılması gerektiğini söylemektedir. Gelibolulu Mustafa Ali 1581 de kaleme aldığı Nushatü’s Selâtin (sultanlara nasihat) klasik bir seyahatname gibi konuları teorik olarak değil somut risalelerle ele almaktadır. Müellif kanunlara aykırı uygulamaların yaygınlaşmasının devlette bozulmayı 1581 den bir süre önce başlattığını söylemektedir. Devlet düzenindeki aksaklıklar da kanunlara uyulmasıyla ve padişahın devlet işleriyle bizzat ilgilenmesiyle engellenebilir olduğunu ifade etmektedir. Ali Mevaidu’n–Nefais fi Kavaidi’l–Mecalis ve Hakayiku’l– Ekalim isimli eserlerinde de toplum ve devlet hayatındaki aksaklıklara dikkat çeker.

Müellifi belli olmayan ve III. Murada sunulan Hırzü’l–Mülük devlet teşkilatındaki uygulamaları konu edinen ve klasik düzene aykırı işlemlerden şikâyet eden bir kitaptır. Kendi gözlem ve tecrübelerine de yer veren müellif Sokullu Mehmet Paşaya şiddetle karşıdır. 8 bölüm olarak hazırlandığı belirtilen eserin elimizdeki nüshası 4 bölümdür. 1. bölümünde padişahın 2. bölümde vezirlerin 3. bölümde beylerbeylerinin 4. bölümde ise ulema, şeyh ve seyitlerin durumu ele alınmaktadır.

Hasan Kâfi Akhisali kaleme aldığı Usulül-Hikem fi Nizamül-Âlem isimli eserinin 3. Mehmet’in Eğri seferi esnasında ulema ve devlet adamlarının çoğuna göstermiş ve onların tavsiyeleri üzerine Arapça olarak yazdığı bu eseri genişleterek Türkçeye çevirmiştir. Müellif eserde 16. yy.ın 2.yarısından itibaren meydana gelen felaketlerin sebeplerini incelemekte bu dönemdeki problemleri ortaya koymaktadır. Eserin 1. bölümünde devlet düzeni ve padişahta bulunması gereken vasıflar 2. bölümde istişare, rey ve tedbir kavramlarının önemi 3. bölümde savaş silahlarının önemi ve yeni silahların düşmana sağladığı üstünlükler 4. bölümde ise zafer ve hezimetin maddi ve manevi sebepleri anlatılmaktadır.
1569da devlet düzeninde meydana gelen kargaşadan dolayı eserini kaleme aldığını söyleyen yazar Avrupa’daki savaş teknolojisindeki gelişmelerin savaşlara etkilerinden bahsetmesiyle bu devrin diğer layıhat yazarlarından ayrılmaktadır. Müellife göre devlette istişarede, asker tedariki ve alınan tedbirlerde ihmallerin olması bozulmanın asıl sebebidir.

17.YY. ISLAHATNAMELERİ

En ilginç ıslahatnamelerden birisi Veysinin Hapnamesidir. 1608’de kaleme alınan eser dönemin hükümdarı I.Ahmed’e sunulmuştur. Veysi eserini rüyasında görmüş gibi büyük İskender’in ağzından anlatır. Gelmiş geçmiş 25 peygamber ve hükümdar devrinde cereyan etmiş bazı örnek olayları anlatarak bir devletin nasıl ve hangi sebeplerden dolayı çökebileceği hususunda devrin hükümdarını aydınlatmak için yazılmıştır. Müellife göre bozulmayı önlemenin yolu haresi İslam Hukukuna göre sımsıkı sarılıp görevleri ehline vermek ve kadıların İslam Hukukunu iyi bilenleri tayin etmesinden geçmektedir.
Muhtemelen 1620’de hazırlanıp dönemin sultanı II. Osman’a sunulan ve müellifi belli olamayan Kitab-ı Müstetatta adaletin önemi, rüşvetin zararı, hazinenin durumu, acemi oğlanlar ocağı, yeniçerilerin sayısındaki artışın, tımar sisteminin meseleleri ve ordunun sefere çıkmasındaki aksaklıklar anlatılmaktadır. Müellif bozulmanın ilk emarelerinin Kanuni döneminde ortaya çıkmakla beraber devlet düzenindeki asıl aksamanın III. Murad döneminden itibaren adalet ihmal edilmiş, yöneticiler birbirine düşmüş, tımarlar hak etmeyenlere verilmiş, kul taifesinin içine kanunlara aykırı olarak devşirme olmayanlar karıştırılmış ve idareciler kendi çıkarlarının peşine düştükleri için devlet düzeninde bozulma ortaya çıkmıştır. Bozulmanın en önemli sebebi hükümdar otoritesinin zayıflaması ve parçalanmasıdır. Devlet düzenindeki bozuklukları düzeltmenin yolu padişah otoritesinin tesisi kul ve tımar sistemleriyle kanun düzeninin yeniden ihya edilmesidir. Daha sonraki tarihlerde eserlerini kaleme alan Koçi Bey ve Kâtip Çelebi’de de benzer düşüncelerin olması bu eserden etkilenmiş olabileceklerini düşündürmektedir.

En meşhur ıslahatname Koçi Beyin IV. Murad’a sunduğu risalede devlet düzenindeki bozulmayı ve yapılması gerekenleri, Sultan İbrahim’e sunduğu eserde ise devlet teşkilatını tanıtıp hükümdarın devleti nasıl yöneteceğini anlatmaktadır. Koçi Bey Kanuni döneminden itibaren devlet düzeninde bozulmalar görüldüğünü ve padişahların idareden giderek uzaklaşmasıyla, yöneticilerin haksız yere görevlerinden alınmalarını, tımarların hak etmeyenlere verilmesini, devşirme sistemine aykırı olarak kapıkulu sistemine dışardan insanların alınmasını devlet düzenindeki bozulmaların sebepleri olarak görmektedir.

Veliyüddin Telhisleri(Kısaltmaları) diye anılan eserin müellifi de büyük ihtimalle Koçi Beydir. Telhislerde devlet ricalinin durumu ve tımar sistemi el alınmaktadır. Müellife göre bozulmayı önlemek için padişahların eski hükümdarlar döneminde olduğu gibi divana bizzat başkanlık etmeleri, vezir-i azamların görevlerinin Kanun-u Kadime göre yapmaları ve Divan-ı Hümayunda 4 vezirden daha fazla kubbe veziri bulundurulmaması gerektiğini belirtmektedir.

IV. Muradın musahiplerinden Aziz Efendi’nin Kanunname-i Sultani Li Aziz Efendi isimli eserinin birinci bölümünde vezirlerle ilgili eski kanunlar, 2. bölümünde ulufeli kapıkullarının durumu, 3.bölümde Ekrat Beylerinin eski ve şimdiki durumları ve 4.bölümde ise sahte seyitlerin artması anlatılmaktadır. 17.yy.ın en önemli müelliflerinden Kâtip Çelebi’de devrin yöneticilerinin ısrarı üzerine 1652-1653’te Düstur ul Amel - Li İslahil Halel isimli bir ıslahatname kaleme almıştır. Müellif eserde devlet ve toplum düzeninin, reaya, asker ve hazinenin durumunu anlatmaktadır. Kâtip Çelebinin bir diğer eseri ise Nizamül Hak Fi İhtiyaril Ehak eserinde de devlet ve toplum düzenin de yaşanan aksaklıklarla ilgili bilgiler vardır.
Hazenfen Hüseyin Efendi Telhi’sul Beyan Fi Kavanil-ul Ali Osman (Osmanlı Kanunlarında sözün özü) isimli kanun derlemesinde Lütfü Paşa, Ayn Ali ve Kâtip Çelebinin eserlerinden iktibaslar yapmış ve devletin içine düştüğü buhranın sebeplerini göstermeye çalışmıştır. Müellif I. Selim dönemini ideal dönem olarak görmekte ve bu dönemden sonra bozulmanın başladığını ileri sürmektedir. Hazenfen Hüseyin Efendinin bakış açısı iktibas yaptığı yazarlarla aynıdır.
16. ve 18. yy ıslahat risalesi yazarlarının devletin düzelmesi için yapılması gereken asıl iş olarak Kanun-u Kadim’e riayet yani eskiden beri uygulanan İslam kanunlarına Şer’i Şerif’e uyulmasını istediklerini belirtir. Padişah devlet işleriyle bizzat ilgilenmeli, dürüst ve ne yapacağını bilen bir vezir-i azam onu rahat çalışma içerisinde tayin etmelidir. Vezir-i azamlar da kanunları uygulamak için her işe layık olanı getirmelidir.
Tımarlar eyaletlerdeki ve merkezdeki yöneticilerin ellerinden kurtarılıp layık olanlara verilmelidir. Bu işler yapılırken hiç kimse kayrılmamalı kanunlara uymamakta ısrar edenler siyaset kılıcıyla yani ölüm cezasıyla korkutulmalıdır. Islahatlar konusunda araştırma yapan Mehmet Öz müelliflerin teklif ettikleri ıslahatın mahiyetinin idari ve gelenekçi yönteminin ise idari inzibati ve cebri olduğunu söyler.
16.yy. sonuyla 17.yy.ın ilk yarısındaki ıslahat teklifleri gelenekçidir. Ve bunlarda geçmişe dönülmesi ve geçmişe özlem ön plandadır. Yani 18.yy.daki düzen değişikliğinde Nizam-ı Cedid fikri yoktur. Kanun-u Kadim’in ihyası vardır. Yani İslam hukukuna eskiden olduğu gibi sıkı sıkıya bağlılık söz konusudur. Avrupa'daki gelişmeler bir model olarak alınma bir yana dikkate dahi alınmamıştır. Bu dönemde gözler Avrupada değil geçmiştedir.
Osmanlı devletinin düzenindeki aksaklıkların düzeltilmesi için layiha kaleme alan müellifler incelendiğinde bunların devlet kademelerinde görevli kişiler olduğu görülür. Bunlar Osmanlı Devleti sistemi içerisinde yetiştikleri için farklı bir dünya görüşüne sahip değillerdir. Bu yüzden değişen dünya şartlarının analizini yapmamışlardır. Osmanlı askeri ve iktisadi gücünün zirvede olduğu klasik döneme tekrar dönülmesini teklif etmişlerdir. Osmanlı mali, idari, askeri ve adli teşkilatlanmasının bel kemiği olan Tımar Sisteminin değişen dünya şartlarına artık bundan sonra uygun olmayacağını fark etmemişlerdir. Ve bu sistemin tekrar ihya edilmesinde ısrar etmişlerdir.
Hasan Kâfinin bazı istisnai görüşleri dışında dış dünyayı dikkate alan yoktur. Bunda Osmanlı Devleti’nin haşmetinin gözleri kamaştırması rol oynamıştır. Kendini aşırı büyük görme o zamanın bakış açısıyla küçük gördükleri gavurlardan alınıp uygulanacak bir şey aramayı ihtiyaç olarak görmemeye sebebiyet vermiştir.

Yorumlar:

Henüz yorum yapılmamıştır.