Tek çocuk, Küçük Çocuk, Ortanca Çocuk, Büyük Çocuk

TEK ÇOCUK

Tek çocuk, devamlı olarak kendisinden zihinsel ve fiziksel açıdan büyük ve yetişkinlerle çevrili bir ortamda büyümektedir. Bu yüzden çocuk için her şeyi bilme isteği taşkınlık, sinirlilik oluşturmaktadır. Erken olgunlaşma isteği, çocuğu hayal gücüne sığınmaya götürebilir.

Tek çocuk derin ve gizli bir güvensizlik duygusuna sahiptir. Kendilerini güçsüz hissedenler, ya hayallerinde kahraman olurlar ya da dışarıya güçlü bir imaj vermeye çalışırlar. Tek çocuklar, uyku ve yemek eksikliğinde sinirli davranışlarda bulunmaya yatkındırlar. Tek çocuk, kolaylıkla şımarık ve inatçı çocuk haline gelebilir .

Ailede tek çocuk kavramı üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir unsundur. Çocuğa yöneltilen ilgi, sevgi ve rahatlık bolluğu çocuğu ilerinde çok büyük sıkıntılara düşürmektedir.

Çocuk, aşırı bir koruyuculuğun baskısı altındadır. Böyle çocuk, bağımsızlık kazanamaz. Şımarık olur. Okulda arkadaşları tarafından sevilmez. Toplumsallaşmada beceriksiz kalır. Paylaşma duygusu yoktur.

KÜÇÜK ÇOCUK

Kendisinden sonra gelen bir kardeşi olmadığı için yarışmak, kendini ispat etmek ve ebeveyninin ilgisini çekmek ve bu uğurda kendini ispat etmek istemeyen çocuktur. Ailenin neşe kaynağıdır.

En küçük çocuk bazen ailenin ilgisinin başka yönlere çevrildiği “geç” bir dönemde gelebilir ve “fazlalık” olarak karşılanır. Çoğu kez ailenin oyuncak bebeği olur ve şımartılır. Çevresi onunla “sevimli, küçük çocuk” olarak ilgilenir ve onların gözünde her zaman çocuk kalır.

Küçük çocuk ailede kendinden büyük güçlü olan insanlarla birlikte olduğu için Kardeşlerin ve diğer büyüklerin güçlü ve kuvvetli olmaları kendisini imrendirmektedir. Bu imrenme duygusu dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Zira bu imrenme duygusunu aile ortamında etkili bir duygusal iletişim kurularak, kişilik ve duygu zedelemesine fırsat vermeden iyileştirilmelidir. Çünkü bu imrenme duygusu küçük çocukta aşağılık duygusu yaratabilir.

Ana-baba tutumlarını genel olarak, demokratik, otoriter ve ilgisiz olarak gruplandırmak mümkündür. Aile yapısının ve çocuğa karşı tutumlarının çocuğun kişilik gelişimi üzerinde oldukça büyük rol oynadığı hemen hemen tüm kuramcıların birleştiği bir konudur.

Ana-babanın tutumu gelişmekte olan çocuğa örnek model oluşturacağından kişiliğini etkiler ve özdeşim modellerinden edindiğini, benzer tutumları sergilemesi ile ortaya koyar. Ana-babaların çocuklarına yönelttikleri tutumun sağlıklı olması, büyük ölçüde onların kendi içlerinde barışık, dengeli, huzurlu ve birbirlerine karşı sevgi ve saygılı olmalarına bağlıdır .

ORTANCA ÇOCUK

Ortanca çocuk, kardeşlerinin arasında en şanssız, küçük ve büyük kardeşe oranla daha az sevgi gören ya da gördüğünü düşünen çocuk, ortanca çocuktur. Ortanca çocuk devamlı olarak ikilemde kalmaktadır. Kendisini ispat etmek isteyecektir. Çünkü hem kendinden büyük hem de küçük kardeşi vardır med-cezir misali gel gitleri çok olacaktır.

Bu nedenle, gerek uyum ve davranış bozukluğu gösteren çocuklarda, gerekse suçlu çocuklarda “ortanca çocuk” olma dikkatimi çeker. Ortanca çocuğun şanssızlığı, kendisini büyük kardeşleri ile kıyaslamaya çalışması ve bu kıyaslama sonucu kendisini yetersiz hissetmesidir .

İkinci çocuk, diğer kardeşleri kadar yeterli olmadığını düşünerek çok değişik davranışlara yönelebilir. Bu durumu kendisi böyle gördüğü için diğer çocuklarında kendi fikrinde olduklarını düşündüğünden dolayı akranlarıyla devamlı olarak bir yarış halinde olacaktır.

Çocuk eğitme konusunda ana-baba çoğu kez ikinci çocuklarına birinci çocuklarına nazaran daha ılımlı davranırlar. Bundan ötürü ortanca çocuğun otorite ile fazla bir sorunu olmaz, diğerleri kadar yetenekli olmadığı inancı, ikinci çocuğun ileri ki yaşamında tepkici, başkaldırıcı ve kendini asma çabası içinde bir insan olmasına ya da yenilgiyi kabul ederek ezik ve karamsar bir kişilik geliştirmesine neden olur .

Ortanca çocuk, sürekli özveride bulunmak zorunda kalır. Büyüğe ve küçüğe imrenmek, onu duygulu yapar. Anne-babanın her davranışından kendine üzecek pay çıkarır.

BÜYÜK ÇOCUK 

Büyük çocuk ailede tek çocuk rolünü, ikinci bir kardeşin dünyaya gelmesinden sonra farklı bir role bürünerek noktalar. İlk çocuk rolü artık yerini büyük çocuk rolüne geçirerek yaşantısını devam ettirir. Devamlı olarak yaratıcı düşünmesine ve hayal gücünün artmasına ve anne babanın tecrübesiz olmasından ötürü kendi başına iş yapabilme becerisinin meydana gelmesine neden olmaktadır.

Tek çocuk, ilkin ailesinin ilgisini üzerine çeker. İlk çocuğun tacı, ikinci çocuk geldiğinde düşer. İlk çocuk erkek ise ikinci çocuğun kız olması bunu fazla etkilemez

Büyük çocuk, kendisinden hem fiziksel hem de ruhsal batımdan daha küçük olan kardeşlerine yardım etme zorunluluğunu duyacaktır. Bu tutum büyük çocuğun, yetişkinlere özgü hal ve tavırları benimsemeye ve davranmaya yöneltir. Büyük çocuğun bu tür davranışı, diğer çocukların üzerinde etki bırakarak, liderlik ve önderlik tutumuna yöneltecektir.

En büyük çocuk tacını yitirmiş kraldır (Munroe, 1995; Akt. Başaran, 1996). Yaşamının ilk yıllarında çevresinin ilgi merkezi iken her türlü yardım ve destek yalnızca kendisine sağlanırken, yeni gelen kardeş, bu durumun ansızın bozulmasına neden olur. Çeşitli nedenlerle çevrenin ilgisi yeni doğan bebeğe yönelir. Yaşından ötürü baba ve ana kendisinden, diğer kardeşlerden beklenilenden daha fazlasını ister. Kardeşlerinin doğal bir lideri olur. Büyük çocuk, yetişkin yasama ulaştığında, otoriteden ve sahip olduğu durumları başkalarına kaptırmaktan ürkebilir.

Hakan KIRBAŞ
Psikolojik Danışman

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*